ZİYAFET

Mezarlık yolunu geçip sokağa sapacakken, bildi bileli kullanılmayan eski köşkün kapısının önünde birinin durduğunu farketti, fırad d.’yi görünce iki elini de açıp, “Buyurmaz mısınız, buyurmaz mısınız?” diye yürümeye başladı, fırad d. arkasına baktı, kendisinden başka kimse yoktu, “Beni mi çağırdınız?” diye sordu. “Elbette sizi beyzadem, tabii sizi, sizden başka biri mi var?” fırad d. biraz da meraktan adama doğru yürüdü, “Bu köşkü metruk bir yer biliyordum, çocukluğumdan beri hiç kullanılmadı, kimsiniz siz, satın mı aldınız?” diye sordu. “Hayır efendim, köşkün asıl sahibi geri döndüler, şimdi de bir ziyafet vermekteler, bendenizi yoldan geçen sizin gibi değerli komşularını ziyafete çağırmakla görevlendirdiler; ben de seve seve kabul ettim. Lütfen buyrun, bu ziyafet sadece sizin için kuruldu.” “Sadece benim için mi?” diye sordu şaşırarak fırad d. “Öyle de denebilir, içeriye buyrun, sofrada sizden çok var!”

fırad d.’nin elinden tutup köşkten içeriye soktu, geniş bahçeyi geçtiler, her yerde kırmızı güller, sarı laleler, mor erguvanlar vardı…

View original post 341 kelime daha

Şeytan Evreni terk edeli çok oldu… — hulyacayorumlar

tabletkitabesi

Kocaman dünyayı kendimize dar ettik, beyinler konuşacağına, silahlar konuştu hep. Haçlı seferlerine gerek yok paraşütle silahları atsınlar orta doğu birbirini yok eder zaten. Savaşlar mızraklı, trampetli bayram değillerdir manzaraları kandır, ölümdür. Tarihin konusu kavimlerin ve insanların hayatıdır. İnsanlık tarihi ise aşağılık duygusu ve kibir çatışmalarından ibarettir. Bazıları dinimiz var diyerek vicdana, ahlaka, adalete ihtiyaçları yokmuş […]

Şeytan Evreni terk edeli çok oldu… — hulyacayorumlar üzerinden

View original post

ali ayçil, alışmak bir toplumun en büyük kusurudur

Yitik Kültür Merceği

Haber, insanların iftar sonrasında rehavetle esnemeye başladıkları bir vakitte geldi. Bu iftarlardan bazıları görkemli iftarlardı. Büyük otellerin salonlarında devletluların, yükselme arzusundaki bürokratların, kendilerini göstermek isteyen yerel yöneticilerin katıldığı, şu bitmez nimetler için dua edilenlerden. Böyle iftarlara alıştık artık, hayatımızın bir parçası oldu. Birisi sorgulamaya kalksa, ortaya tuhaf bir düşünce atmış gibi dönüp yan yan bakıyor, gözlerimizle sigaya çekiyoruz. Ama biliyoruz ki kitleye açık ya da özel davetlilere verilen iftarların pek çoğu bir güç gösterisi halini almaya başladı; bunlara, politik niyetler de taşıyan buluşmalar denilebilir. Politik niyetler de taşıyan bütün bu buluşmaların bir özelliği de hem gerçeklerden hem de sahicilikten kopmuş olması. Öylesine bir kopuş ki; fakirlikten, yardımlaşmadan, nefis terbiyesinden bahsedilirken, dil bir hurma tadıyla ezbere dönüp duruyor. Konuşanların da ağızlarından çıkan söze pek inanası yok. Sonuçta iftarın tertip edilişi gibi iftarda sarf edilen sözler de bir panayır mevzuatı haline geliyor…

Oysa hayat arka mahallelerde, küçük kentlerin karanlığında, kasabaların fırınları önünde…

View original post 433 kelime daha