Etiketler

, ,

66803038_tn70_0

“İstanbul Ümiversitesi, İngiliz Dil ve Edebiyatı kürsüsündeki eleştiri derslerinden derlenmiş olan ‘Edebiyat Kuramları ve Eleştiri’, yalnız bu konuyla ilgili üniversite öğrencilerinin değil, eleştirmenlerimizin de, bütün edebiyatçılarımızın da okumaları gereken değerli bir elkitabıdır. Çünkü Kitabın konusuna değgin bütün kuramlarla eleştiri yöntemleri bir arada derli toplu verildiğinden, bildiğimizi sanıp da bütünüyle bilmediğimiz, hiç bilmediğimiz, az bildiğimiz ya da parça pürçük bildiğimiz edebiyat kuramlarını, eleştiri yöntemlerini yetkin bir sistematikle sunulmuş olarak bu kitapta buluyoruz. Kitap, anlatılan konuları açıklamak için, Türk edebiyatından örnekler verdiği bölümlerde çok daha ilginç olmaktadır.” Aziz Nesin

“SANAT GÖRÜNGÜ DÜNYASINI YANSITIR

…basit yansıtma (benzetme) anlayışının Eski Yunan’da yaygın olduğu anlaşılıyor… övüldüğü zaman Zeuxis, üzülerek ‘çocuğun resmini daha iyi yapabilseydim kuşlar ondan korkardı’ demiş…
Resmin de edebiyatın da, özü ya da ideali değil de görüngü dünyasını) yansıttığı inancında olduğu için, Platon’u birçok bakımlardan bu kuramın temsilcisi olarak inceleyebiliriz.
…İon , Şölen, Devlet, Phaidros, Sofist, Kratylos ve Kanunlar diyaloglarnda sanat hakkında bazen birbirlerini tutmayan fikirlere rastlamamızın nedeni de, herhalde Platon’un fikirlerini zamanla değiştirmiş olmasıdır… Platon’un görüşlerini incelerken başlıca iki ana soruna değineceğiz:
1) Edebiyatın özü nedir?
2) Edebiyatın etkisi nedir?
…Platon göreceliğe (relativizm) inanmış sofistlerin aksine kesin bilgiye susamış bir adamdı… durmadan değişen duyu dünyasına karşılık, ancak düşünce ile kavranabilen değişmez bir idea’lar (form’lar) dünyasına inandı. Bilindiği gibi Platon’un felsefesinde asıl gerçeklik, duyularla değil de zihinle kavranabilen idea’lar (form’lar) dünyasıdır. Bizim gördüğümüz, beş duyumuzla algıladığımız şu maddesel dünya, ağaçları, denizleri, insanları, hayvanları, evleriyle ancak bir kopyadan (mimesis’ten) ibarettir…
Kendisi bir taklid (yansıtma) (mimesis) olan bu dünyasının bir kısmı (unsurlar, hayvanlar, bitkiler, insanlar vb.) Tanrı tarafından, bir kısmı ise (binalar, aletler, eşyalar v.b.) insanlar tarafından meydana getirilmiştir… Tanrının eserleri arasında yalnız doğal nesneler yoktur, bir de bunların yansıları vardır: Parlak yüzeylerde (örneğin suda) nesnelerin yansımaları gibi. Bunlara Platon eidola ( görüntü, image) diyor. Eidola’laren gerçeklik derecesi büsbütün azdır. Duyular dünyasının kendisi ideaların bir kopyası olduğu için gerçeklikten bir derece uzaklaşmıştır zaten, eidola’lar ise duyular dünyasındaki nesnelerin kopyaları olduğu için ideaların kopyasının kopyasıdır.
Sanata gelince, resim de şiir de eidola’lar gibi duyular dünyasındaki nesnelerin, insanların yansılarıdır. Bundan ötürü Platon sanatın yansıtma (mimesis) olduğunu söyler. Mimesis, Platon’u Batı dillerine çevirenleri ve Palton’U inceleyen felsefecileri çok uğraştırmış bir sözcüktür… Kullanıldığı yere göre anlam bazen genişler bazen daralır, ve Türkçede bunların hepsini aynı sözcükle karşılayamayız. Biz burada mimesis’e karşılık, yetersiz olduğunu bile bile ‘yansıtma’ sözcüğünü kullandık, çünkü bizi ilgilendiren özellikle edebiyattır ve edebiyat eserinde dünyanın, insanların, hayatın yansımasından söz etmek ‘taklid’den daha uygun göründü bize.”

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran, Cem yay., İstanbul, 1994, s. 17-19

Reklamlar