Etiketler

, , ,

yurdunu-kaybeden-adam

“ROMA, 3.9.1946
İki haftadır doktorsuz yaşıyorum… Hayatında bir şeyden korkmuşsun; içinde gizli bir korku var, neden korktuğunu anlarsak, o korkudan kurtarırız seni, demişti doktor…Başımaysa ne doktor, ne de başka biri çare bulabilecek…Ben hayattan kaçıyorum; dışarıda hayat, insanlar hiç birşey söylemiyorlar bana. Ben onlardan değilim. Beni onlardan ayıran ne oldu?…Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da ‘Hatıralar’dır…

4.9.1946

…Derdimi bir çocuk gibi unutup, içimde ansızın bir sevme ihtiyacı duydum. Birdenbire, hayatın bütün fenalıklarını ve korkularını unutarak ben de dışarda, sokaklarda yürüyen, gülen, yaşayan insanlardan biri olmak istedim.

…Gözlerimi açan, hayatı olduğu gibi gösteren dakikalarım yok değilmiş.

İşte, dün akşam, hayat beni böyle kucağına alıverdi.

…Köprüyü bile korkusuz, titremeden geçtim. Bundan sonra, başım ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın, aldırmamaya, ben de harkes gibi yaşamağa, dünyayı olduğu gibi kabul etmeye kendi kendime söz verdim. Şehrin merkezine yaklaşıyordum. Sokak lambalarının ışığında, kolkola genç, ince kadınlar geçiyorlardı…”

Yurdunu Kaybeden Adam, Cengiz Dağcı, Varlık Yay, İstanbul, 1966, s.3,4

Reklamlar