tırtak derinlerde

öyle iyi eleştirmenler olsa ki yazdıklarını okurken acaba bu eleştirdiği kitaptan mı alıntı, yoksa kendisi mi yazmış dedirtse. sadece kitabı anlatmasa da kendinden de birşeyler katsa. günlük hayattan kısa bir not, bir anekdot, kafasının içinden geçen düşünceler, neyse..

bana bunları yazdıran nazan maksudyan, sabit fikir dergisi yazarı. onun yazılarını sadece anlattığı kitap için okumuyorum; iyi bir yazı da okumuş oluyorum. aynı derginin yazarlarından oylum yılmaz ve burcu arman da okumaktan keyif aldıklarımdan. bu sebeple kitap eleştirirken diken üstündeyim. iyi birşey yazmayı beceremeden nasıl bir yazıyı eleştirebilirim? ama yazı yazarak gelişir diyerek kendimi ikna edip eleştiriyorum. amatörce de olsa yazanın da okuyanın da ihtiyacı olan birşey herkesin eleştirmesi.

bu blog benim “yaşamımda derinlik kazanmış herşeye dalış”ım. dolayısıyla okuduklarım burada olmazsa olmaz. fakat okuduklarımla ilgili düşüncelerimin başkaları için de anlam kazanacağı bir mecrada olması da bir o kadar doğru geliyor. hem de kitabı bitirir bitirmez aklımdan geçenleri döktüğüm için goodreads yorumlarımın samimiyeti daha farklı…

View original post 498 kelime daha

Reklamlar