Etiketler

, , , ,

20150410_200830

“Demokrat Parti programının Atatürk İlkeleri ile ilgili maddeleri şöyleydi:
Madde 2: ‘Partimiz demokrasi esaslarına en uygun devlet şeklinin Cumhuriyet olduğunu benimser’ maddesi yer almaktadır.
Madde 13: ‘Yurttaşlar arasında müşterek bir tarihin yarattığı kültür ve ülkü birliğine dayanan ve her türlü ayırıcı temayülü reddeden bir milliyetçilik anlayışına bağlıyız. Partimiz bütün yurttaşların din ve ırk farkı gözetmeksizin, Türk sayar ve Türk olmanın bütün haklarına sahip tanır. Kanuni vazifelerini yerine getiren her ferde iyi bir yurttaş gözü ile bakarız.’
Madde 14: ‘Partimiz laikliği devletin siyasette, dinle hiçbir ilgisi bulunmamasını ve hiçbir din düşüncesinin kanunların tanzim ve tatbikinde müessir olmaması manasında anladığı ve laikliğin din aleyhtarlığı şeklinde yanlış bir yorumunu reddeder. Din özgürlüğünü savunur. Gerek dini eğitim meselesi ve gerekse din adamlarını yetiştirecek müesseseler kurulması konusunda uzmanlar tarafından esaslı bir program hazırlanması zorunludur.’
Madde 15: Demokrat Parti İnkılapçılık için programında şu ifadelere yer vermişti: ‘Daima değişen dünya ve memleket şartları karşısında hayatın dinamizmine süratle uymak, Türk milletini her bakımdan ileri bir seviyeye eriştirmek ve geçmişten kalan geri ve zararlı gelenekleri her sahada kökünden tasfiye etmek için, gereken bütün hamleleri hemen tatbike konulması manasında anlar’
Madde 16: ‘Halkçılığı hiçbir şahsa ve zümreye imtiyaz tanımamak, kanunlarda ve memleket idaresinde halkın menfaatlerini korumak manasında anlıyoruz. Hükümet ve idare halkla beraber ve halk için olmalıdır.’
Madde 17: ‘Devletçiliği iktisadi anlamda uzun zamandan beri devam eden boşluğu bir an evvel doldurmak, iş hacmini genişleterek yurttaşların geçim ve rafah seviyesini yükseltmek için, devletin gerek doğrudan doğruya iktisadi faaliyetlere girişmesi, gerekse nizamlara teşvik ve yardım yolları ile hususi teşvik ve yardım yolları ile hususi teşebbüs ve sermayenin umumi menfaate en uygun şekilde ve süratle gelişmesinde görev alması manasında anlıyoruz. Özel teşebbüs sermaye, faaliyet ve tasarruflarının devlet tarafından nizamlanması, özel teşebbüs menfaatleri ile genel menfaatin telifi korunması zaruretinden ileri gelmektedir. Bizim devletçiliğimiz iktisadi şartlarımızın ve ihtiyaçlarımızın çizdiği yoldur.’,
Madde 18: Dış politikamız, milletlerin hukuk eşitliğine, milletlerarası siyasi, iktisadi ve kültürel işbirliği, kolektif güvene, iyi komşuluk münasebetleri esasına dayanmalıdır. Milli varlığın ancak milli kuvvetle korunabileceği kanaatine bağlı kalmakla beraber, milletler birliği gayesini hedef tutabilecek barışçı ve açık bir dış siyasetin, memleket menfaatine en uygun ve realist yol olduğuna inanıyoruz.’
Madde 36: ‘İlköğretim, maarif sistemimizin temelini teşkil etmektedir. Bütün ilköğretim öğretmenlerinin aynı ruha ve aynı seviyede bilgiye sahip olmaları esasının göz önünde tutulmasını, bunlar arasında farklı zümrelerin teşekkülüne meydan verilmemesi bakımından lüzumlu görmekteyiz.’

“Atatürk İlkeleri ve Demokrat Parti İktidarı” (Yüksek Lisans Tezi), Şükrü Şur, Ankara, 2008, s. 18,19

… 450 Amerikan radyosunun yayınladığı bu mesajda; Menderes, 27 yıldan beri milletçe kutladığımız cumhuriyetin ‘hakikatte mevcut olmadığını, Türk milletinin hayali bir mevcudiyeti 26 defa kutlamış olduğunu, hakiki cumhuriyetin ancak şimdi kurulmuş olduğunu’ ifade etmektedir. …(Ulus, 08.11.1950)”

age s. 27

“Başbakan yardımcısı Samet Ağaoğlu’nun iktidarın uygulamalarına karşı yapılan eleştirilere karşılık verirken şunu söylediği söylenir: ‘…Demokrasi bir sayı rejimidir. Bu rejimde yığınlar ne isterse o olur. Biz iktidar mesulleri sıfatıyla bir avuç aydının tenkidine ve gürültüsüne değil, halk yığınlarının belirttiği isteklere uymak zorundayız'(Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945- 1980), Hil yayınları, İstanbul, 1996, s. 56)”

age s. 28

e) Meclis Soruşturma Komisyonu (Tahkikat Komisyonu) 18 Nisan 1960

…”

age s. 32

“… Bu olayların patlak vermesinin temelinde 1954 yılından itibaren Türkiye ve Yunanistan arasında başlayan Kıbrıs Sorunu’nun önemli bir yer tuttuğu açıktır. Ancak olayları ateşleyen gelişme, 6 Eylül 1955 günü İstanbul Ekspres Gazetesi’nde Atatürk’ün doğmuş olduğu Selanik’teki eve Yunanlılar tarafından bomba atıldığı ve evin harap olduğuna ilişkin bir haber yayımlanmasıydı.(Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi (Çağdaşlık Yolunda Türkiye), 4. kitap 2. bölüm, Bilgi yay. Ankara, 1999, s. 175. Yassıada duruşmalarında bombalama olayı hakkında şu tespit yapılmıştır: Türkiye’den bomba götürüp Atatürk’ün evine atanlar Başkonsolos M. Ali Balin, Konsolos yardımcısı M. Ali Tekin, Yunan uyruklu Türk öğrencisi Oktay Engin, Konsolosluk kavası Hasan Uçar, Ancak soruşturmalar delil yetersizliğinden sonuca bağlanamadı.) …”

age s. 44

“… Dil komisyonunun birinci maddede vurgu yaptığı salahiyetsizlik ve bilim dışı uygulamada aslında önemli isimler vardı. H. A. Yücel bu isimleri aynı makalede şöyle sıralıyor: ‘İbrahim Necmi, Besim Atalay, Ahmet Cevat, Filoloji Kolbaşısı Ali Canip, Hasan Reşid, Fazıl Ahmet, Muzaffer Göker, Celal Sahir, Refet Ülgen, İzzet Ulvi, Yusuf Ziya, Falih Rıfkı, Fuat Köprülü, Hasan Ali, İbrahim Müstak, İbrahim Grantay, Reşat Nuri Güntekin, Hasan Fehmi, Abdülkadir İnan. Ayrıca gramer hazırlığında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Lenguistik Profesörü Ragıp Özden ile çalışılmıştı.’ (Ulus Gazetesi Mart 1952) …”

age s. 47

“… Mustafa Kemal’in meclise sunduğu görüş ana hatları ile şöyleydi: ‘… Türkiye halkı emperyalizmin tahakkümü ve zulmü altındadır. Büyük Millet Meclisinin tek ve kutsal emeli Türk halkını emperyalist ve kapitalist tahakkümden kurtararak kendi irade ve hakimiyetinin sahibi kılmaktır. … Bunun için gerekli politik ve sosyal prensipler, milletin ruhundan alınacaktır.’

age s. 56

“… Demokrat partiyi kuranlar, Cumhuriyetin küskün bürokratları, büyük toprak sahipleri ve ticaret burjuvazisinden oluşuyordu. Tam da bu noktada şu sorunun cevaplanması faydalı olacaktır: Demokrat Parti bir halk hareketi olarak mı doğmuştur? Kurucularının içinden geldikleri toplumsal sınıflar temel alınacaksa, Demokrat Parti bir halk hareketi sayılamaz. Ayrıca Demokrat Parti’yi kuranların, halkçı bir çıkış olarak kabul edilmesi gereken ‘topraksız köylüyü toprak sahibi yapma ve toprak üzerindeki tekelleşmeyi kaldırmaya yönelik bir yasa tasarısına karşı çıkarak’ işe başladıkları göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır. …”

age s. 59

“… Yazar (Necip Fazıl Kısakürek B.K.n.), bu kitabında A. Menderes’in Demokrat Parti İzmir il kongresinde kelimesi kelimesine şunları söylediğini yazmaktadır:
‘...şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskından kurtardık. İnkılap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Mekteplerde din derslerini kabul ettirdik. Radyoda Kur’an okuttuk. Türkiye bir Müslüman devlettir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icapları yerine getirilecektir.‘”

age s. 103

“Yazar (Necip Fazıl Kısakürek B.K.n.), sözkonusu yardım olayını şöyle aktarmaktadır:
‘…Başbakanla yaklaşık bir buçuk saatlik bir görüşme yaptık. Bu görüşme sırasında ben, Halk Parti rejiminin kökten yıkılması, madde imarının yanında daha büyük çapta bir ruh imarına ihtiyaç duyulduğunu, ‘işporta malı, dili üç beş hırıltıdan ibaret, çilesiz, meselesiz, ızdırapsız devrim gençliği yerine, murdar iliği ile düşünmeyen, beyni kan ve ateş dolu ve gerçekten yepyeni bir gençlik doğurmanın zaruretinden’ bahsettim'(N. Fazıl Kısakürek, Benim Gözümde Menderes, Büyük Doğu yay. İstanbul, 2002, s. 216) … Burada sözü tekrar N. Fazıl’a bırakalım: ‘… Ben konuşmamı bitirdikten sonra başbakanın yüzünde güzel bir tebessüm vardı. Bana şöyle dedi: Büyük Doğu günlük gazete olacaktır. Tevfik İleri ile lütfen temasınızı devam ettiriniz’ (N. Fazıl, Büyük Doğu’nun günlük gazete olması için başbakandan yardım istiyor) (Kısakürek, age s.228) … Bundan sonrasını Necip Fazıl’dan dinliyelim: ‘…Allahtan Müslüman gittiğine inanarak rahat kalple rahmet dilediğim Tevfik İleri, Menderesle aramda köprü görevi görmüş, mali meselelere kadar delaletini esirgememiş gerçek ve büyük bir dost diyebileceğim tek insandır Demokrat topluluğunda. Tevfik İleri başbakanla konuştuktan sonra bana döndü ve şöyle dedi: ‘…öğleden sonra başvekalete giderek Salih Korur’u göreceksiniz. Size beyefendinin (başbakanın) emriyle 5000 lira takdim edecek. Bu, gazete kuruluncaya kadar hususi masraflarınız ve rahatınız içindir. Gazete en kısa zamanda kurulacak.’ (Kısakürek, age, s. 228-230)”

age s. 104

“… Örneğin, devlet radyosu dini propaganda için programlanmışçasına yayın yapıyor, yer yer lokantalar ramazan ayında zorla kapatılıyor, sokakta bir şey çiğnemek veya yemek ciddi bir tehlile teşkil ediyordu. … Bu bildiride valilerin dikkati şu noktalara çekiliyordu: ‘…şark mıntıkasında komünistliği 60 bin Nursinin sayesinde önlemekteyim. 30 seneden beri siyasetle iştigal etmedim. Bu 60 bin talebenin içinde bir iki ahlaksız da olabilir. Bunları kitlemize mal etmek doğru değildir. Bu yüzden mıntıkanızda Risale-i Nurlar toplatılmamalıdır. Nasıl ki Arapça ezan okutturduk ve bu sayede Müslümanları DP cephesinde topladığımız malumunuzdur. Şimdi de dağıttığımız bu Risale-i Nurlarla komünizmle ve masonlukla savaşacağız. Müslüman denokratların göstereceği yardıma inanıyorum. Bundan ötürü birkaç defa Ankara’ya gittim. Müslüman vekillerle görüştüm. BilhassaSayın Adnan Bey ve Tevfik İleri ve Sayın Namık Gedik’ten bu neticeyi tayin ettim’ Saidi Nursi. (Metin Toker, Demokrasiden Darbe’ye 1957- 1960, Bilgi yayınevi, İstanbul, 1992, s. 80, 81, 284)”

age s. 107

Reklamlar