YazNotu

Yokuş aşağı bir yolda, yolun eğimine bırakmış kendimi ilerlerken, Eylül hüznüyle üşüyor yüreğim ve git gide solan bir maviye benziyor hayat…

Kısa ve öz bir bildirge son sayfada…
Bildiren kimliği, bilgilendirmiş sayıyor kendini…
Ve bilgilenmiş farzediyor bildirilen kimliği…

Yan yana düşmüş ve sahipsiz bir kaç kelime, boş bir sayfanın iki satırında ince bir sızı gibi asılı dururken, sessiz bir film gibi akıp gidiyor hayat, sahneler arasındaki kopukluk anlaşılamadan…

Kaç kelime içimize hapsedilmiş sorulara yanıt olabilir ki?

İnadına bir çözümsüzlükle, faili meçhul bir cinayet dosyası gibi tozlu raflara kaldırıldığında aşk; iğreti kalıyoruz…

Muhatabı olmayan her söz kadar anlamını yitiriyor ve şahitsiz kalıyor hayat…
Yakamızı bırakmayan bir eksiklik duygusu…
Hiç bir yere not düşülmüyor artık hiç bir söz…

Yaşamaktan daha zorlu bir sınav yokken, hangi not belirler, tekrarı olmayan bu sınavdaki başarıyı?

Barikatlar kurulsa da yollar üstüne, ölümün ölümsüzlüğüne uzanıyor bütün yollar…
Bir siper ardına saklanıyor kaçak yolcu…
Baştan sona yazılamıyor hiç…

View original post 127 kelime daha

Reklamlar