İnsan çocukluk günlerini ne kadar özlemle anmaya başlarsa, o kadar yaş alıyor demektir. Hele ki kendi döneminden konu açılınca, önce büyük bir heyecanla o zamanları yad edip sonrasında içinizi buruk bir hüzün kaplıyorsa, “zaman çok hızlı geçiyor” klişesinin aslında bir klişe olmaktan ibaret olmadığının farkına varıp derinlere dalıyorsanız, çocukluk döneminiz acımasızca sizden uzaklaşıyor demektir.

mahalleden-arkadaşlar

Kendi adıma şunu söyleyeyim, kitabın geçtiği dönemlerin çocuğu olarak, o günleri hatırlarken ve üzerine lakırdı ederken içimi kaplayan hüznün sebebi yaş alıyor olmak veya o günleri özlemek değil. Şimdiki çocukların, özelde benim kendi çocuğumun benim yaşadığım gibi bir çocukluk yaşayamayacak olması. Hiçbir zaman o zamanlardaki gibi, sokaklarda güven içinde oynayamayacak olması. İnsan ilişkilerinin merkezde olduğu, insanların sadece birbirine odaklandığı, ebeveynlerin anlamsız ev,araba, telefon ıvır zıvır rekabetinde olmadığı o günleri yaşayamayacak olması. Mahalleye ya da apartmana yeni birileri taşındığında insanların heyecanlandığı, tanışmak ve yardımcı olmak için fırsat kolladığı o zamanları.

Bizler o dönemlerde yaramaz çocuklardık. Yaramazlık yapıyorduk. Hınzırdık. Haşarıydık. Bugün…

View original post 382 kelime daha

Reklamlar