Etiketler

,

Hafız-ı-Şirazi-Arslan-Kahraman

“SUNUŞ

Farsçanın gizemli şairlerinden olan ve şiirinin gücü nedeniyle ‘Lisaü’l-Gayb’ (gaybın dili) diye anılan Şemsuddin Muhammed Hafız-ı Şirazi’nin hayatı konusunda çok az bilgiye sahibiz. (…)”

Hafız Divanı, Hafız Şirazi, Çev:Hicabi Kırlangıç, Hece Yay., Ankara, 2014, s. 9

“(…)

Karanlık gece, dalga korkusu ve böyle korkunç bir girdap
Nerden bilecek halimizi sahildeki yeğniler

(…)”

agy s. 15

2

Ben Nere Çıkar Yolu Bulmak Nere

Ben nere çıkar yolu bulmak nere
Aradaki farka bakın nerden nere

Sıkıldı gönlüm zaviyeden riya hırkasından
Muğların tapınağı nere saf şarap nere

Salah ve takva ile rintliğin ne ilgisi var
Vaaz dinlemek nere rebap nağmesi nere

(…)”

agy s. 16

“(…)

Saki, kalan şarabı ver, çünkü cennette bulamayacaksın
Rüknabad suyunun kenarıyla Musalla(4) seyran yerini

(…)

Mutripten şaraptan söz et feleğin sırrını pek arama
Kimse hikmetle çözememiştir çözemez bu muammayı

(…)

4 Rüknabad ve Musalla: Şiraz’da iki yer adı.”

agy s. 17, 18

“(…)

Sufinin kötülüklerin anası dediği o acı şarap
Bize bakireleri öpmekten daha hoş, daha tatlı

El darlığı zamanı eğlenip sarhoş olmaya çalış
Çünkü bu varlık iksiri yoksulu Karun eder

(…)

İskender’in aynası şarap kadehidir
Bak da sana göstersin Dara’nın(6) ülkesini

(…)

6. Dara: Daryuş. İslam öncesi İran şahlarının birkaçının ismidir. I. Daryuş, Yunanlılarla çok savaşlar yapmış, ülkseinin sınırlarını Ege ve Marmara kıyılarına kadar genişletmiştir.”

agy s. 20, 21

“(…)

Perdenin içindeki sırrı sarhoş rintlere sor
Çünkü bu makam yüce makamlı zahitte yoktur

(…)

Devrim meclisinde bir iki kadeh atıp da git
Yani daimi vuslata tamah etme

(…)

Hafız şarap camının mürididir ey saba rüzgarı git
Bu kulun kulluğunu ilet cam şeyhine(8)

8 İki anlama gelecek bir ifade. Kadeh anlamındaki ‘cam’ kelimesi aynı zamanda bugünkü Meşhed yakınlarındaki bir şehrin de adıdır.”

agy s. 23

“(…)

Şarap ver nereye varacak bu gurur
Sonu kötü olacak nefsin canı cehenneme

(…)”

agy s. 24

“(…)

Korkarım hesap gününde daha karlı olmayacak
Şeyhin helal ekmeği bizim haram suyumuzdan

(…)”

agy s. 29

“(…)

Şimdi lal şarabın suyuyla hırka yıkamaktayım
Ezelden gelen nasip atılmaz bir yana

Hafız’ın açılım kazanması bu harabatta olmalıymış ki
Ezeli nasip yönetti onu muğların şarabına

(…)”

agy s. 37

“(…)

Züht hırkamı harabat suyu alıp götürdü
Aklımın evini meyhane ateşi yaktı

(…)”

agy s. 38

“(…)

Dünyaya her gelenin harap olmaktır yazgısı
Söyleyin harabatta aklı başında olan nerde

İşareti bilendir müjdeyi alan
Çok incelikler var, sırlara mahrem nerde

(…)
Biz nerede duruyoruz, işsiz güçsüz kınayıcı nerede

(…)”

agy s. 40

“(…)

Gösterişsiz ve riyasız bade içmek
Gösteriş ve riyayla zahitlik taslamaktan iyi

(…)”

agy s. 41

26

Saçlar Karışmış Terlemiş

Saçlar karışmış, terlemiş, dudağında gülüş ve sarhoş
Gömleğinin önü açık, gazel okuyor, elinde de sürahi

Nergis gözleri kavgaya hazır, dudağı efsunlu
Gece yarısı yatağıma gelip oturdu

Başını kulağıma yaklaştırıp hazin bir sesle
Dedi ey eski aşığım uykun mu var

Kendisine böyle gece şarabı verilen aşık
Badeye tapınmazsa aşkın kafiri olur

(…)”

agy s. 49

“(…)

Hafız, kim aşk beslemeden vuslat istiyorsa
Gönül Kabe’sini tavaf için abdestsiz ihram giymiştir”

agy s. 53

35

Git İşine Ey Vaiz

Git işine ey vaiz, ne bağırıyorsun
Yoldan çıkan benim gönlüm, sana ne oluyor

Allah’ın hiçten yarattığı belinde sevgilinin
Bir incelik var ki hiçbir kul çözemedi

Dudağı ney gibi beni arzuma ulaştırmadıkça
Bütün alemin öğüdü kulağıma yel gelir

Semtinin dilencisi sekiz cennetten müstağni
Aşkına esir olan iki alemden özgürdür

Aşk sarhoşluğu beni harap ettiyse de
Varlığımın temeli harabedendir

Gönül, yarin zulmüyle cevrinden inleme çünkü yar
Sana bunu nasip etti, öyleyse bu adalettir

Git, masal anlatıp efsun üfürme Hafız
Bu masal ve efsundan ezberimde çok var”

agy s. 59

“(…)

Gevşek temelli dünyadan doğru sözlülük bekleme
Çünkü bu kocakarı bin damdın gelinidir

(…)”

agy s. 62

(…)

Böyle aziz ve şerefli bir kadir gecesinde
Seninle sabaha dek yatma hevesim var

Vah ki böyle nazik inci tanesini
karanlık gecede delme hevesim var

(…)”

agy s. 69

“(…)

Getirt şiir defterinikırların yolunu tut
Medresede Keşşaf bahsinin vakti midir

Medrese fakihi dün sarhoştu fetva verdi:
Şarap haramdır, fakat vakıf malından iyidir

(…)

20 Ebu’L-Kasım Mahmud b. Zemahşeri’nin tefsiri El-Keşşaf an-Hakikati’t-Tenzil.”

agy s. 71

“(…)

Utançtan ne söz edersin utanç addır bana
Adımı niye sorarsın, adım utançtır bana

(…)”

agy s. 74

“(…)

Delilerin ibadetinden farklı bir şey isteme bizden
Çünkü şeyhimiz akıllı olmaya günah demiştir

(…)”

agy s. 75

“(…)

Kim aşık oldu da yar onun haline bakmadı
(…)”

agy s. 94

“(…)

Kulun yanlışıyla hatasının itibarı yoksa
Ne anlama gelir Hakkın af ve rahmeti

(…)”

agy s. 96

“(…)

Getir şarabı da riya elbisesini renklendirelim
Gurur şarabıyla sarhoşuz, adı ayıklık

(…)”

agy s. 97

“(…)
Doğru yolda a gönül yolunu kaybetmez kimse

(…)”

agy s. 104

“(…)

Hafız’ın adı iyiye çıktı, lakin
Rintler katında kar zarar hanesi o kadar da mühim değil”

agy s. 109

“(…)

Zulüm peşinde olma da ne istersen yap
Çünkü bizim şeriatta bundan başka günah yok

(…)”

agy s. 111

“(…)

Şarapla imar et kalbini, çünkü bu harap dünyanın
Toprağımızdan kerpiç yapmaktır niyeti

(…)”

agy s. 114

“(…)
Gördüğün her kederi geçirmeye bir güzellik yetmiştir

(…)”

agy s. 119

“(…)

Murada uygun esse de rüzgarla ahitleşme
Bu meseli Süleyman’a rüzgar söylemiştir

(…)”

agy s. 126

“(…)

Kendi yüzünde Allah’ın sanatını seyret
Allah’ı gösteren ayna gönderiyorum sana

(…)”

agy s. 129

“(…)

Pirimiz dedi yaratış kaleminin yanlışı yok
Onun hata örten bakışına övgüler olsun

(…)”

agy s. 147

“(…)

Mescitten meyhaneye kendiliğimden düşmedim
Akıbetim belliydi ezelde buydu düşen payıma

(…)”

agy s. 153

“(…)

Kuru zühtten usandım, nerede saf şarap
Bade kokusu hep diri tutar çünkü beni

Şaraptan hiç karın olmasa da şu yetmez mi:
Aklın vesvesesinden bir süre habersiz tutar seni

(…)”

agy s. 159

118

Elinde Kadeh Tutan

Elinde kadeh tutan
Daima Cem saltanatına sahiptir

Hızır’ın hayat bulduğu suyu
Meyhane’de ara, o su kadehtedir

(…)

Bize şarap düşer, zahitlere takva
Bakalım yar hangisine meyillidir

(…)”

agy s. 161

“(…)

Ey meyhane müridi bana büyük kadehi ver
Şeyhin şerefine, tekkenin böyle şeyhi yok

(…)”

agy s. 173

“(…)

Zaman haydudu uyumaz ondan emin olma
Yarın alır götürür bugün alıp gitmemişse

Heves edip hayalimde bunca kukla oynatırım
Olur da bir gören çıkıp seyre meyleder diye

(…)”

agy s. 175

“(…)

Hafız riya kokan zühtten tövbe etti
Müjde olsun şarap satanların semtine

Şehrin büyükleri arasında bana vefayı
Din ve devletin kemali Ebu’l-Vefa(37) gösterdi

37 Hafız’ın çağdaşlarından olan Şirazlı sufi şeyh.”

agy s. 179

“(…)

Bizim asıl makamımız meyhane köşesidir
Bu imareti yapanın Allah versin hayrını

(…)”

agy s. 180

“(…)

Uzun bir namaza niyetlenen imam efendi
Asma kızının kanıyla hırkasını yıkadı

(…)

Bugün cemaat imamı sorsa eğer
Haber verin, Hafız şarapla abdest aldı”

agy s. 181

“(…)

Hafız, rintleri kınama çünkü ezelde
Allah riya kokan zühtten bizi müstağni kıldı”

agy s. 182

“(…)

Nifak ve riyakarlık gönle safa vermez Hafız
Ben rintlik ve aşk yolunu seçeceğim”

agy s. 184

“(…)

Kaşlarından başka mihrap yok Hafız’ın gönlüne
Mezhebimizde senden başkasına ibadet edilmez”

agy s. 186

“(…)

Hafız’ın ezgileri Iraki gazellerdir(40)
Bu iç yakıcı makamı kim duyup da feryat etmedi

40 Bu mısra hem Mevlana’nın çağdaşı olup gazelleriyle meşhur şair Fahruddin-i Iraki’nin gazellerini, hem de Irak makamını akla getirmektedir.”

agy s. 189

“(…)

Hafız, düşkünlüğü elden bırakma ki hasetçide
Gurur yüzünden ırz, mal, gönül ve din kalmadı”

agy s. 193

“(…)

Aşk merhalesine varmak için bir adım at öne
Karlar edersin çıkabilirsen bu yolculuğa

(…)”

agy s. 196

“(…)

Dün gece Hafız’ı kadehle görmek tuhafıma gidiyordu
Fakat engel olmuyordum, zira davranışı suficeydi”

agy s. 199

“(…)

Gel ey gül yüzlü saki getir renkli şarabı
Bundan daha iyi bir fikir içimize doğmuyor

Ben bu yamalı hırkayı yakacağım bir gün
Zira şarap satıcı pir onu bir kadehten yeğ tutmuyor

Onun lal şarabından dostların safa bulması şundandır
O cevherde doğruluktan başka bir nakış yer almıyor

Böyle çekici başı gözü varken diyorsun yum gözünü bakma ona
Git başımdan, bu anlamsız vaazı kafam götürmüyor

Kaza hükmüyle savaşıp rintlere nasihat edeni
Pek kederli görüyorum, yoksa şarap mı içmiyor

(…)

Bizim ihtiyacımızla sevgilinin ihtiyaçsızlığı söz konusu
Gönül, efsunkarlıktan ne fayda, dilbere tesir etmiyor

(…)”

agy s. 202, 203

“(…)

Ne mutlu o sarhoşa ki yarin ayağının dibine
Başını mı atsın sarığını mı bilmez olur

Şarabı ve kadehi inkar eden ham zahit
Olmamış şaraba bir bakarsa pişer

Gündüz hüner edinmeye çalış, çünkü gündüz şarap içmek
Ayna misali gönlü kapkara pas içinde bırakır

(…)

Şehrin muhtesibiyle şarap içme sakın
Şarabını içer de kadehe taş atar

(…)”

agy s. 204

151

Bütün Dünya

Bütün dünya bir anı hüzünlü geçirmeye değmez
şaraba sat hırkamızı, bundan daha fazla etmez

Şarap satanlar semtinde bir kadehe bile almazlar
Hey gidi takva seccadesi, bir kadeh bile etmez

(…)

Hafız gibi kanaate çalış, alçak dünyadan geç
Alçaklara bir arpa kadar minnet, iki yüz batman altına değmez”

agy s. 205

“(…)

Muzaffer ferdi şahlar şahı, mülkün ve dinin yiğidi Mansur
Hiç esirgemediği cömertliği, bahar bulutuna gülüp geçti

(…)”

agy s. 208

“(…)

Aşıkların sırları hankaha sığmaz
Muğ kadehi ancak muğlarla kaldırılabilir

Fakirde sultan sarayının eşyası olmaz
Bizim eski bir hırkamız var ki yakılabilir

Nazar ehli bir bakışta kaybeder iki alemi
Aşktır bu, ilk ortaya konulan can akçesidir

(…)”

agy s. 209

“(…)

Meyhanenin yolunun tam bilmiyordum
Yoksa takvamız uzun sürmezdi böyle

(…)

Geceleri defle çengle takva yolunu kesmişim
Şimdi mi yola geleceğim, bu ne hikaye

Beni cehaletten kurtaran muğlar pirine köleyim
Lütfun ta kendisidir pirimiz ne eylerse

(…)”

agy s. 215

“(…)

Gül endamlı şeker dudaklı yarle olmak
Öpüp kucaklama olmadan hoş olmaz

(…)”

agy s. 221

“(…)

Gücüm ancak ona gizlice aşk beslemeye yeter
Kucaklayıp öpmekten ne söz edeyim, çünkü olmayacak

(…)”

agy s. 223

“(…)

Zühre güzel saz çalmıyor, yoksa udu mu yandı
Kimsede sarhoşluk zevki yok, şarap içenlere ne oldu

Hafız, ilahi sırları kimse bilmiyor, sus
Kime soruyorsun, geçen zaman ne oldu”

agy s. 228

“(…)

Tekkeden meyhaneye gidiyor Hafız
Galiba riyalı züht sarhoşluğundan aklı başına geldi”

agy s. 234

“(…)

Tortu içenlerine ne güzel söyledi meyhane piri:
Yanan kalbin halini birkaç hama söyleme

(…)”

agy s. 243

“(…)

Mansur gibi murattan nasip alanlar darağacındadır
Hafız’ı bu dergaha çağırır çağırmaz kovarlar

(…)”

agy s. 258

“(…)

Meyhaneye gel de erguvanileştir yüzünü
Tekkeye gitme, orada günahkarlar var

(…)”

agy s. 259

196

Bakışlarıyla Toprağı

Bakışlarıyla toprağı iksire çevirenler
Olur da göz ucuyla bakarlar mı bize

(…)

Şarap iç, başkalarından gizli yüz günah
Gösterişle yapılan ibadetten iyidir

(…)”

agy s. 260

“(…)

Dedim saneme tapma, Samed ile beraber ol
Dedi, aşk diyarında bu da olur o da olur

(…)”

agy s. 263

“(…)

Şarap iç, çünkü şeyh de Hafız da müftü de muhtesip de
İyi bakacak olursan hepsi ikiyüzlülük ediyor”

agy s. 266

202

Acaba Meyhanelerin

Acaba meyhanelerin kapısını açarlar mı
Düğümlenmiş işimizin düğümünü çözerler mi

Bencil zahidin gönlü için kapadılarsa
Kalbini kavi tut da Allah için açsınlar

(…)”

agy s. 268

“(…)

Lale nemrut ateşini tutuşturdu şimdi
Tazele sen de bahçede Zerdüştlük dinini

(…)”

agy s. 289

“(…)

Rintlik öğren, kerem et, pek de maharet değil
Hayvan şarap içmeyerek insan olmaz

(…)”

agy s. 299

“(…)

Dünya gelini güzeldir, fakat dikkatli ol
Bu bakire kimsenin nikahına girmez

(…)”

agy s. 302

“(…)

Şiir söyle Hafız, çünkü dünya sayfasında
Kaleminden bu yazı kalır ömrünün yadigarı”

agy s. 330

“(…)

Gel, meyhanenin gayb elçisi dün gece
Rıza makamında ol, kazadan kaçma dedi

(…)”

agy s. 345

“(…)

Aşk ve rintlik tahsili önce kolay göründü
Sonra yandı canım bu faziletleri kazanırken

Hallac, darağacında bunu güzel anlatır
Şafiiye sormazlar buna benzer konuları

(…)”

agy s. 393

316

Dinimi ve İlmimi

Dinimi ve ilmimi kaybetmekten başka
Gel de söyle ne kazandım aşkından

(…)”

agy s. 401

“(…)

Akıl benim ihtiyarlığımı nasıl hesaba katsın ki
Yine bir çocuk dilbere aşık oldum baksana

(…)”

agy s. 422

“(…)

Babam cennet bahçesini iki buğdaya sattı
Dünya mülkünü bir arpaya niçin satmam ben

Benim hırka giyişim fazla dindarlıktan değil
Perde örtüyorum yüz gizli kusur üstüne ben

(…)”

agy s. 430

“(…)

Ben serseri avareye çılgınların şahı de
Çünkü akıl kıtlığında bütün alemden öndeyim

(…)

Şarap içsem de içmesem de kimle ne işim olur
Kendi sırrımın hafızı, vaktimin arifiyim”

agy s. 431

“(…)

Sahtekarları dünyada daha az göreyim diye
Sürahi ve kitaptan başka yoktur yarim, nedimim

(…)

Harabatın rindi de olsam, şehrin zahidi de olsam
Şu gördüğün kadarım, bundan da aşağıyım

(…)”

agy s. 446

“(…)

İnanmıyorsan git, Çin ressamına sor
Misk kokulu kalemimin yazdığından Mani bile nüsha ister

(…)”

agy s. 447

“(…)

Allah’a şükür, bizim gibi vurgun ve dinsizmiş
Akıllı uslu diye vasıflandırdıklarımız da

(…)”

agy s. 465

“379

Başım Hoştur

Başım hoştur, yüksek sesle söylüyorum:
Ben hayat esintisini kadehte arıyorum

(…)”

agy s. 474

“(…)

Huzurda ayığız, gururda sarhoşuz
Tevhid deniziyiz, günah içinde yüzeriz

(…)

Hile ve göz boyama olmaz bizde
Biz kızıl aslanız, kara yılanız

Ödesinler Hafız’ın alacağını
İtiraf ettin, biz şahidiz”

agy s. 476, 477

“(…)

Sen nazik tabiatlısın, dayanamazsın
Bir avuç hırkalının kabalıklarına

(…)”

agy s. 482

“(…)

Bir kadeh şarabın varsa itibar etme dünyaya
Zühre alınlıların, nazik tenlilerin mutluluğuna iç şarabı

(…)”

agy s. 483

“(…)

Peşeng Oğlu’nun(76) şevketi ve cihangir kılıcı
Bütün şehnamelere girdi, anlatıldı meclislerde

76 Peşeng Oğlu: Şehname kahramanı Turan komutanı Efrasyab. Hafız burada Kürdistan valisi Peşeng b. Salgurşah’a işaret etmiştir.”

agy s. 486

“(…)

Felek toprağımızdan testiler yaptığı gün
Kafatasımıza şarap doldur kesinlikle

(…)”

agy s. 493

“(…)

Hakikati efsun ve efsaneden ibaret
Varlığımız ey Hafız, aslında bir muamma”

agy s. 533

434

Gönül Aşk ve Sarhoşluktan

Gönül aşk ve sarhoşluktan bir dem yoksun olma
Sonra yürü, yokluktan da kurtul varlıktan da

Bedeninde can varsa onun işiyle meşgul ol
Kendine tapınaktan iyidir gördüğün her kıble

Zayıf güçsüz olsan da hoş ol meltem gibi
Hasta olmak sağlıklı olmaktan yeğdir bu yolda

Tarikat mezhebinde küfür alametidir hamlık
Evet, çevik ve atılgan olmalı devlet yolunda

İlmi, aklı gördüğün sürece marifetsiz kalırsın
Sana bir nükte diyeyim: Kendini görme! Kurtuldun işte

Cananın eşiğinde göğü düşünme, yoksa düşersin
Yükseklik zirvesinden alçaklık toprağına

Diken canı acıtsa da onun adına özür diler gül
Şarabın acılığı kolaylaşır sarhoşluğun zevkiyle

Sufi şarap içici, Hafız’sa sakınır şarap şişesinden
Behey kısa kollular, el uzunluğu yetmez mi daha”

agy s. 542

“(…)

Muğlar meclisinde o sanem dün gece ne hoş dedi bana:
Puta tapmayacaksan ne işin var kafirlerle

(…)”

agy s. 543

“(…)

Hoş ve ışıltılı inci dizisi gibidir senin şiirin Hafız
Nizami’nin nazmını geçer çünkü letafet zamanında”

agy s. 587

“(…)

Bir kadeh saf şaraba, bir güzelle arkadaşlığa
İki dünyayı birden satarlar vakti bilenler, haydi

(…)”

agy s. 591

477

İki Akıllı Dost

İki akllı dost, iki batman eski şarap
Rahat kafa, bir kitap, bir de çayır köşesi

Her an kalabalık peşime düşüp yalvarsa da
Dünyayla ahirete değişmem bu makamı

(…)

Bu belada zamanın mizacı mahvoldu Hafız
Nerde bir arif fikri, bir brahman görüşü”

agy s. 599

“(…)

Bizlik ve benlik denizine düştüm, getir
şarabı da kurtarsın beni bizlik ve benlikten

(…)”

agy s. 601

“(…)

Ne halvet dersine devam Hafız’da
Ne de ilmü’l-yakin vardır bilginde”

agy s. 606

“(…)

Sana iki öğüt vereyim, dinle de yüz hazine kazan
Eğlenmeyi meslek edin, kusur bulmaya çalışma

(…)

Dedin ki bizim Hafız’dan riya kokusu geliyor
Kokuyu güzel aldın aferin soluğuna”

agy s. 609

“(…)

Saki, harabat çeşmesinden bir su getir
Yıkayalım hırkamızdaki tekke kibrini

(…)”

agy s. 616

“(…)

Şu söz bana ne hoş geldi, sabah vakti diyordu
Bir meyhane kapısında bir Hıristiyan defle neyle

Müslümanlık Hafız’ınki gibi bir şeyse eğer
Ah bugünün ardından bir de yarın olacaksa”

agy s. 618

“(…)

Sübhani cezbelerle cezbolmamış gafil
Ene’l-hak sırrının hikmetini ne bilir

(…)

Dünya hafızlarından bendeniz gibi hiç kimse
Kur’an ile hikmet latifelerini bir araya getirmemiştir

(…)”

agy s. 636, 637

“(…)

Bu uçsuz bucaksız çöl işte o yerdir
Orada Selm ile Tur’un(102) ordusu yitmiştir

(…)

Zerdüşt’ün toprağın altında aradığı
O parlak ateşi gel de ey saki

Bana ver, sarhoş rintlerin inancında
Fark etmez ha ateşe tap, ha dünyaya

Gel ey saki, o iffetli sarhoş bakireyi
Harabat içinde oturur ya hani

Bana sun, adım kötüye çıksın isterim
Şarapla kadeh beni yıksın isterim

(…)

Sarhoşken delinebilir sırların incisi
Kendinden sıyrılınca sır gizlenmez ki

(…)

Şarkınla büyüklerin ruhunu şad et
Perviz ve Barbed’i(106) yad et

(…)

102 Selm ve Tur: İran şahı Feridun’un üç oğlundan ikisidir. Feridun, ülkesini üç oğluna pay ederek Rum’u Selm’e, Turan’ı Tur’a, İran’ı İrec’e bırakmıştır.

106 Barbed: sasani döneminde şah Hüsrev Perviz zamanında yaşamış büyük şair ve müzisyen.”

agy s. 653-656

“(…)

12
Ne dünya devleti zulme değer
Ne sarhoşluk lezzeti eleme değer
Ne de dünyanın yedi bin yıllık neşesi
Şu yedi günlük gama mihnete değer”

agy s. 687

Reklamlar