Etiketler

,

felsefi-intihar-ve-otesi-kitabi-cuci-han-Front-1

“(…) Çatışmanın bıkkınlık, devamlı saldırganlık, tedirginlikten başka öznenin tinsel evreninde yeri nedir? (…)”

Felsefi İntihar ve Ötesi, Cuci Han, Kora Yay., s. 41

“(…)

Dün sorduğu sorular için yargılanıp derisi soyulan ve ateşe atılanlar, düşünce tarihinin güneşe doğru bakabilen yiğit öncüleridir. (…)”

agy s. 59

“(…) İşte varoluşçuluk felsefesinde özgürlük olarak sunulan, ‘özgürlükle yapılan her şey ahlaka uygundur’, tezi ile öldürme dürtüsünün onanması gerçeğinin ‘onlar-alanı’nda dolaylı olarak öldüreni korumasıyla eşleşmiş olması da düşündürücüdür. (…)”

agy s. 76

“(…)

Kalıcı değerler ancak bilme doğrusu ile mümkündür. İnanan kişinin kendi inancını yadsıyan bir bilgiyi okuduğuna, irdelediğine tanık oldunuz mu? İnandığının yanlışlamasını okumaktan, bilgi edinmeden köşe bucak kaçar, cesaret edemez. İnançların yıkılmasından ürktüğü için, gerçek kimliğinin yansıması bile olsa buna izin vermez. Hemen hemen tutucu inancını yadsıyan hiçbir anlatıcıyı dinleme dürüstlüğünü gösteremez.

(…)

Geleneksel düşüncenin intihara bakışı

İntihar terminolojisinin anlam yetimizi aşan kelimeler dünyasında nasıl doğrulandığını tanıtlayalım. Cenk Koray’ın, bilme dünyasının aynasına yansıttığı mantıksal temellendirmeleri, geleneksel düşüncenin tipik bir örneği olduğu için irdelenmeye değer. ‘Ölmekle her şeyin bittiğini kim ve nereden biliyor. Kaldı ki, ruh bir bedene girmeden önce kendisine kader planı, görevli varlıklar tarafından anlatılır ve bu kadere uyacağına dair söz alınır. İntihar öteki alemde, spatyumda verilen bu sözün bozulması olduğu için, her dinde günah kabul edilmiş ve yasaklanmıştır. Başımıza gelen her olayda Allah’ın izni vardır. O yüce varlığın iradesi dışında hiçbir şey olmayacağı için kişiyi intihara sürükleyen olay da Allah’ın iradesi ile olmuştur. Buna isyan etmek Allah’a isyan etmektir.’

(…)”

agy 126, 127

“(…) Korkunun öznesi ölüm saçmalığı, böylece birliği sağlar ve bütün direnç formlarını kırar, ‘korkunun en şiddetli olanı, geçmiş olandır. Ölüm gibi doğa karşısında dayanıksızlığını öğrenmiş kişinin, milyonlarca yıl beraberinde götürdüğü bu olgu, korkular içinde en şiddetli olanıdır.

(…)”

agy s. 183

 

Reklamlar