Etiketler

barbarlari-beklerken_25639_1417896455

“KAVAFİS’DE EVRENSEL BAKIŞ AÇISI

(…) Bizzat Kavafis’in yaşamının son günlerinde soylediği şu sözlerle, bir tür gerçekleştirilememiş olanaklar duygusunu dile getirdigi belirtilmektedir: “Daha yazmam
gereken yirmi beş şiir var”, bu ise 1935 yılında toplu şiirleri olarak çıkan yapıtının altıda biri etmektedir. (…)

(…)

(…) Mit bize, kaçınılmaz olarak olgunlaşmakta olan kendi ölümünü içinde taşıyan iyi bir yaşam imgesi getirir. Şair de bu merkezi ironinin bütünüyle bilincindedir; “Tehlikeli
Düşünceler”den İskenderiye yazıtlarına, oradan da “Miris”e dek bu ironi onun lskenderiye dünyasını temsilini renklendirir. (…) İyi yaşam -her halükarda devam ettigi sürece iyi- bu dünyadaki başka herhangi bir yaşam gibi yok olmaya mahkumdur; bu, 9eşyanın doğasında
olan bir şeydir ve bu gerceği böylece bilmek gerekir. (…)

(…) Hem bir ironi düşkünü ve gerçekçi, hem de “tüm degerleri yanlış” olan bir toplumda dışta kalan kimselerin savunucusu olarak, Kavafis yaşadığımız dönemin başat ruh haline seslenir. (…)

(…)

EDMUND KEELEY
(Çev.: Kemal Atakay)”

Barbarları Beklerken, Kavafis, Çev: Alova-Barış Pirhasan, İmge Kitabevi, Ankara, 1997, s.16-37

“(…) Hayat ne kadar kısa, ne kadar!

Düşünüyor, Bilgelik denen şey nasıl da aldattı onu;
nasıl hep güvendi -ne çılgınlık!-
“Yarın, bol bol zamanım var” diyen o yalanc1ya.

Dizginlediği coşkular geliyor aklına; gözden çıkardığı
onca sevinç. Yitip gitmiş her f1rsat
Şimdi alay ediyor kafasız sağgörüsüyle.

(…)”

agy s. 41

İLK BASAMAK

Genç şair Evmenis
bir gün Theokritos’a yakındı:
“İki yıldır yaz1p duruyorum
ancak bir idil çıkarabildim.
Bitmiş tek şiirim.
Ah, çok dik, görüyorum.
Şiir merdiveni çok dik;
ayağımı attığım ilk basamaktan,
hoşgör, daha yukarı çıkamayacağım.”
“Sözlerin,” dedi Theokritos,
“yakışıksız, söver gibisin.
ilk basamaktaysan eger
sevinç ve gurur duyman gerek bundan.
Az şey değil geldiğin yere gelmek
kazandığın büyük onur.
Çünkü bu ilk basamak bile
sıradan sürüden çok yukardad1r.
Ayağını atabilmek için bu basamağa
hemşerisi olmayı hak etmelisin
diüşünceler kentinin.
Ve o kente kabul edilmek
az görülen, güç bir şeydir.
Pazaryerinde kentin, Yasayıcılar çıkar karşına
hiçbir serüvencinin atlatamadığı.
Az şey değil geldiğin yere gelmek;
kazandığın büyük onur.”

E.A.

Not: Helenistik cağın büyük şairlerinden Theokritos (İÖ y.310-y.245) Siraküza’da doğdu. İÖ 273’te Ptolemaios Filadelfus döneminde İskenderiye’ye gitti. Daha çok, kırsal şiirleriyle tan1n1r.”

agy s. 43

“CHE FECE … IL GRAN RIFIUTO

Kimileri için bir gün sırası gelir
o büyük Evet’i ya da büyük Hayır’ı demenin.
Kim ki Evet’i yanında hazır
hemen belli eder kendini ve der demez

geçer yoluna saygınlığın, kendi inancının.
Hay1r diyen pişmanlık duymaz bundan. Bir daha
sorulacak olsa
– Hayır diyecektir yine. Ve işte bu Hayır-
bu haklı Hayır – ezip geçer onu hayatı boyunca.

E.A.

Not: Şiirin başlığı, Dante’nin Cehennem’inin “3. Kanto” , 60. dizesinden alınmıştır. Dizenin tam yazılışı, “korkarak o büyük reddedişte bulunan”, anlamına gelen “che fece per viltate il gran rifiuto”dur. Burada, 1294 yılında papa seçilen Celestine ima edilmektedir. Celestine 1313 yılında V. Clement taraf1ndan aziz mertebesine yükseltildi.”

agy s. 44

BARBARLARI BEKLERKEN

– Neden toplanmış bekleşiyoruz pazaryerinde?

Barbarlar gelecek bugün.

– Neden böyle hareketsiz Senato?
Boş oturuyor Senatörler, yasalarla ugraşacaklarına?

Çünkü barbarlar gelecek bugün.
Senatörler neden ugraşıp dursun yasalarla?
Barbarlar gelince yapacak nasıl olsa.

– İmparatorumuz neden sabahın köründe kalkmış,
tacıyla tahtıyla kurulmuş oturuyor,
kentin ana kapısında?

Çünkü barbarlar gelecek bugün.
İmparator şeflerini karşılamak için
bekliyor. Bir de ferman hazırlattı
sunmak için. Şan şerefle dolu
adlar, ünvanlar yazılı üstünde.

– İki konsülümüz ve yarg1çlarımız neden
kırmızı, işlemeli harmanileriyle gelmişler;
ya taktıkları mor taşlı bilezikler,
ışıl ışıl zümrüt yüzükler;
neden yanlarına almışlar bugün, paha biçilmez
altın ve gümüş kakmalı asalarını?

Çünkü barbarlar gelecek bugün,
böyle şeyler gözlerini kamaştırır onların.

– Hani, ner’de saygıdeger söylevcilerimiz
gelip konuşmuyorlar her zamanki gibi?

Çünkü barbarlar gelecek bugün
söylevler, ince sözler canlarını sıkar onların.

– N’oluyor, nedir bu huzursuzluk, bu kaynaşma?
(Yüzler nasıl asıldı birdenbire).
Hızla boşalıyor sokaklar, alanlar,
evinin yolunu tutuyor herkes düşünceler içinde.

Çünkü karanlık bastı, barbarlar hala gorünmedi.
Sınır boylanndan gelenlerin dediğine bakılırsa
barbar marbar yokmuş ortalıkta.

Peki, şimdi halimiz n’olacak barbarlarsız?
Onlar bir tür çözümdü bizim için.

E.A.”

agy s. 48, 49

1906-1915

KRAL DİMİTRİOS

Bir kral gibi degil, bir oyuucu gibi, kaftanını çıkarıp
gri bir pelerin giydi ve belli etmeden çıkıp gitti.
PLUTARKHOS – ”Dimitrios ‘un Hayatı”

Makedonyalılar kendisini bırakıp
Pirros’u yeğlediklerini belli ettikleri zaman,
Kral Dimitrios (o yüce gönüllü)
-yazılanlara göre-
Hiç de bir kral gibi davranmadı. Gidip
altın giysilerini,
eflatun pabuçlarını çıkardı.
Çabucak üstüne sade bir giysi geçirdi
ve çıkıp gitti.
Oyun bittiginde
giysilerini degiştirip giden
bir oyuncu gibi.

E.A.

Not: Makedonya Kralı (İÖ 337 – 283) ve Büyük İskender’in üvey kardeşi olan Dimitrios, “Kuşatıcı” ya da “Kurtarıcı” olarak da bilinir. Pirros’un ve Lisimakhos’un ortak güçlerince krallıktan uzaklaştırıldı. Pirros Epiros kralıydı. Kavafis şiirin konusunu Plutarkhos’un “Dimitrios’un Yaşamı” ndan ve Lukianos’tan almıştır.”

agy s.52, 53

“KENT

Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gidecegim.
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım.”

Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler
bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gidecegin yer. Bir başkasını umma – .
Bir gemi yok, bir yol yok sana.
Degil mi ki, hayatına kıydın burada
bu küçücük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.

E.A.-B.P .

Not: Kavafis dostu Perikles Anastasiades’e gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Bir bakıma harika. Dize düzeni ve kafiyeler kusursuz … İşlevi ‘telkin’ olan bir tür şiir vardır. $iirim bu türe girer … ” Kavafis şiiri 15 yıl çekmecesinde sakladıktan sonra 1909’da Nea Zoe dergisinde yay1mladı. Yine de 1910’da basılan kitabına almadı.”

agy s. 55

“(…)
Aklımızın ucundan bile geçmeyen bir başka felaket
birdenbire olanca vahşetiyle çöker üstümüze
Gafil avlayıp -vakit yok artık-
ezer geçer bizi.

B.P.”

agy s. 59

“(…)
Leistrigonlar’la hiç karşılaşmayacaksın,
Kiklopslar’la ve öfkeli Poseidon’la,
sen onlan ruhunda taşımadıkça,
ruhun onları çıkarmadıkça karşına.

(…)

Not: Leistrigonlar. Odisseia destanında Odisseus’un gemilerine saldıran bir boy. Kiklopslar. Yunan mitolojisinde al1ınlarının ortasında tek gözü bulunan devler. Poseidon. Deniz tanrısı. İtaki. Odisseia destanında Odisseus’un dönmeye çalıştığı ada.”

agy s. 61

ELDEN GELDİĞİNCE

Diledigin gibi değilse yaşamın,
hiç olmazsa çalış
elden geldiğince: kirletme onu
kalabalığında yeryüzünün,
koşuşturmalarla, konuşmalarla.

Kirletme yan1na alıp sürükleyerek,
sunarak ilişkilerin
toplantıların
günlük bayağılığına,
yaşamak yabancı, agır bir yük oluncaya.

B.P.”

agy s. 67

YEMİNLER EDİYOR

Yemin ediyor daha temiz bir yaşam kuracağına.
Ama gelince gece kendi öğütleriyle,
uzlaşmalanyla, sözleşmeleriyle;
gövdenin diriliğini de getirince gece
titreyerek arzudan gerisin geri dönüyor
bitkin ve yenik aynı olümcül eglencelere.

B.P.”

agy s. 72

BİR GECE

Dökülen, ucuz odalardan biriydi
adı çıkmış meyhanenin üstünde gizli.
Pencereden sokak görünüyordu
daracık, kirli. Aşağıdan
kağ1t oynayan, şakalaşan
işçilerin sesleri geliyordu.

Ve orada, o kötü yatağın üstünde
benim oldu aşkın gövdesi, tanıdım o derde deva dudakları
kırmızı ve istek dolu,
öyle devaydı ki 0 dudaklar,
yıllar sonra yazarken şu dizeleri,
şu kimsesiz evde, tutkudan sarhoşum gene.

E.A.”

agy s. 75

“(…)
Sun devanı, Şiir Sanatı,
bir an için yarayı unutturan.”

agy s. 104

“(…)
içip bitirmişti bütün sigarasını.
Bunca bekleyiş tüketmişti onu. Çünkü
saatlerce bir başına kalmak
kötü kötü şeyler getiriyordu aklına
yoldan çıkmış yaşamına dair.

(…)”

agy s. 116

GİZLİ ŞEYLER (1908)

Buütün yaptıklarımdan ve bütün söylediklerimden
Kimse anlamaya çalışmasın kim oldugumu
Bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
Ve baştan aşagı tutumumu degi§tiren
Hep bir engel tam konuşacağım sıra
Susturuverirdi beni.
En göze çarpmamış davranışlarımdan
En kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
Yalnız onlardan anlaşılabilirim.
Ama belki de değmez bunca çabaya
Bunca dikkate, gerçekte kim oldugumu bulmak,
Daha güzel bir toplumda, ilerde
Bir başkası tıpkı bana benzeyen
Çıkar kuşkusuz, yaşar ozgürce.

B.P.”

agy s. 133

“YARIM SAAT

Hiç benim olmadın, olacağın da
yok sanırım. Bir iki söz, bir yanaşma
Dün bardaki gibi – o kadar.
Evet, acı bir şey bu. Ama biz sanata hizmet edenler
kimi zaman beyindeki gerilimle
Nerdeyse tensel bir haz duyabiliriz
Kuşkusuz kısa bir süre.
İşte dün barda böylece –
Güzel yardımıyla alkolün –
Cinsellikle dopdolu bir yarım saat geçirdim.
Sanırım anladın halimi
Ve biraz daha kaldın yanımda bilerek.
Gerekliydi bu. Çünkü bütün düşgücüne, alkolün
büyüsüne ragmen
Senin dudaklarını da görmeliydim
Yanımda olsun istiyordum gövden.

B.P.”

agy s. 135

“KONSTANTİNOS KAVAFİS’İN
KISA YAŞAMÖYKÜSÜ

(…)

1882 (…) Hem arı dille hem de demotikos ile yazılan çağdaş Yunan şiirini okudu, özellikle Dionisos Solomos’un şiirlerini inceledi.

1885 (…) Özellikle lskenderiyeli epigramacıları, Keoslu Simonides’i, Kallimakhos’u, Meleagros’u ve Lukianos’u seviyordu. (…)

(…)

1932 Kavafis’de gırtlak kanseri belirtileri görüldü ama o, doktorun teşhisini kabul etmek istemedi. Durumu kötüleşince yakın dostları Atina’ya gitmesi için onu ikna ettiler. 4 Temmuz’da Atina’daki Kızılhaç Hastanesi’ne yattı ve hemen ameliyat edildi. Ameliyat başarılı geçti ama Kavafis sesini tümüyle yitirdi. (…)”

agy s. 141-145

 

 

Reklamlar